Ellerini ayak parmaklarından aldı. Yolunacak tırnak kalmamıştı. 
Parmaklarına baktı. Ellerine. Orta parmağını ağzına götürdü. 
Kenarından kemirmeye başladı tırnağını. 
O sırada kaşınan kulağını diğer elinin işaret parmağıyla kaşıdı. Kirlenen parmağını pijamasına silerek temizledi. 
Altına sürdüğü burun atıklarının olduğu deri koltuğundan kalktı. Koltuk altını kokladı. Üç gündür üzerinden çıkarmadığı tişörtünü çıkarıp yatağın üstüne fırlattı. 
Eşofman altını çıkardı. Önünde sarı lekeleri olan beyaz slip donunu çıkarıp attı. 
Yalnız başına yaşamanın avantajlarını kullanıyordu. Sıcak suyu sağa çevirdi. 
O ısınırken bacak arasını kaşıdı. Aynada karnını içeri çekip kendine baktı. 
“Ulan o kadar da kötü değil be!” dedi.
Isınmış suya girdi. Soğuk suyla dengeledi. İlk suyu kafasına değdiği anda telefon çaldı. Çıkmadı. Arayan bir daha arasın diye düşündü. 5 dakika sonraysa kapı çalınmaya başladı. Ona da bakmadı. Daha zamanım var dedi. “Geç kalmam.”

İyice temizlenip tımar olduktan sonra bornozunu giydi. 
Yatağa uzandı bornozunun önünü açıp, bacaklarını ikiye ayırdı ve o anın keyfini çıkardı. 
Sonra ayağa kalktı. Gitti özel donunu giydi. Çoraplarını giydi. Ütülü pantolonunu çıkardı dolaptan. Sonra gömleğini aldı. Üsten iki düğmesini açık bırakarak giydi onu da. Pantolonu geçirdi bir bacağına sonra tek ayaküstünde öbürüne. 
Düğmesini ilikleyip, fermuarı çekti. Parfümünü sıktı. Saçlarını güzelce kurutup şekil verdi. Son teknoloji ürünü olduğunu öğrenince almaya karar verdiği nemlendiriciyi sürdü. 
Son olarak aldığı yeni ayakkabıları giydi ve dışarı çıktı. 

Yeni tanıştığı kişiyle buluşmak üzere arabasına bindi. Bir sigara yaktı. 
Yolda sıkıştıran olmamıştı. Elini sigarayla beraber camdan sarkıtmak belki de işe yaramıştı. Buluşacakları mekana geldi. 

Oturmadan önce tuvalete gitti. Çantasından ruj, allık, rimel ve maskara çıkardı. Makyajını yaptı. Hatta “333” diyerek aynaya da poz verdi. Kendisini beğendi.
İçeri geçip bir kadeh şarap söyledi. O sırada tavladığı adam geldi. 
Bir ilaç şirketinde CEO olan adama kendini beğendirmeyi başarmıştı. 
Çok titiz olduğuna, kendine çok dikkat ettiğine ve olduğu gibi biri olduğuna inandırmıştı adamı. 
O günden 8 ay sonra ikisi de cübbeli bir adama evet diyorlardı. 
Alkışlar duyulmuş ve eğlendikten sonra herkes dağılmıştı.

Nikahtan 3 ay sonra adam şöyle diyecekti bir gün;
“Bu koltuğun altındaki tırtıklı şeyler nedir hayatım?”

  1. jedavu bunu lilyofthemad kullanıcısından yeniden blogladı ve şunu ekledi:
    Ellerini ayak parmaklarından aldı. Yolunacak tırnak kalmamıştı. Parmaklarına baktı. Ellerine. Orta parmağını ağzına...
  2. lilyofthemad bunu jedavu kullanıcısından yeniden blogladı
  3. jedavu bunu gönderdi

ne var? what? ?????