
Ambulansa aldılar. Hemen serum takıldı. Kafasında gördüğü hareketsiz adam vardı. Düzgün giyimli biriydi ve emniyet kemeri de takılıydı. Hastaneye geldiler. Acil’e alındı. Bir kaç sıyrık dışında bir sorunu yoktu. Açık yaralarına pansuman yapılırken polis kapıda bekliyordu.
…
Bir süre sonra konuşamadığını da anladı. Günlerce komada kalmış ve sonunda ayılmayı başarmıştı. Evet beyni ayılmıştı ancak vücudu ayılmış gibi durmuyordu. Sevgilisi doktoruyla gelip ona olanları anlattılar. Son hatırladığı şey arkadan gelen sert darbe ve kafasını çarptığı direksiyondu. Kırmızı ışıkta durduğu anda arkadan gelen bir aracın ona çarptığını söylediler. Bu sert darbeyle omurlarının zarar gördüğünü ve boynundan aşağısının felç olduğunu söylediler. Gözlerini tavana dikti.
…
Polis müsait olduğuna karar verdiğinde içeri girdi. İfadesini verip imzaladı. Doktorlar ertesi gün hastaneden taburcu olabileceğini söyledi polise. Kapıda bir polis nöbette kaldı. Bütün gün boyunca yataktaydı. Gözünün önünde o hareketsiz adam gitmiyordu. İnşallah ölmemiştir diye tekrar edip duruyordu. “Umarım hareket etmiştir.” Gece uyumadı. Pencereden caddeye baktı. Akan giden hayata, hareket eden herşeye baktı. Hareket etmemeliydi hiçbirşey. Hareket yarardan çok zarar getiriyordu. Bir devinim içinde olan evrende o adam hareket edemiyorsa vicdanı ona kendi hareketlerinin de anlamı olmadığını söylüyordu.
İçine kapanma yolunda dev bir adım atmıştı. İçine çöken bir yıldız gibiydi. Geride sadece bir bulut kalacaktı. Varlığının şeffaf görüntüsü. Hayranlık uyandıran bir görüntü. Ölümün en güzel hali!
-
yuzeyselderinlik bunu beğendi
-
jedavu bunu gönderdi

